Denetim Kuruluşu olarak Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluşlar (KAYİK) dâhil ya da KAYİK hariç yetkiye haiz olarak faaliyetlerinizi yürütüyorsunuz. Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) herhangi bir şikâyet ya da ihbar olmadığı takdirde kendi mevzuatı doğrultusunda KAYİK dâhil yetkiye haizseniz 3 yılda bir, KAYİK hariç yetkiye haizseniz 6 yılda bir seçilmiş dosya incelemesi kapsamında Kuruluşunuzu ziyaret ediyor ve yerinde inceleme çalışmalarında bulunuyor.

Yerinde inceleme çalışmalarının tamamlanmasını müteakip Uyarı, Askıya Alma, İdari Para Cezası gibi yaptırımlarla karşı karşıya kaldınız ya da herhangi bir müeyyide uygulanmadan süreci atlattınız. Sonuç her ne olursa olsun Kuruluş olarak en azından 3 ya da 6 yıl kafanızın rahat olacağını düşünmeniz en doğal hakkınız.

Peki, KGK incelemesi atlatılınca her şey bitti mi?

İmzalanan onlarca rapor, üstlenilen onlarca sorumluluk uçup gitti mi?

Elbette hayır.

Piyasadaki gözlemler - genelleme yapmamakla birlikte - Kuruluşların imzalanan ve basit olarak görülen bir bağımsız denetim raporunun bile kendilerine hangi türden sorumluluklar yüklediğini pek de bilmediğini gösteriyor.

Denetçilerin Sorumluluklarını Türk Ticaret Kanunu, 660 sayılı Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde ele alabiliriz.

Denetçinin Mali Sorumluluğu

660 KHK’nın 24’üncü maddesinde “Bağımsız denetim kuruluşları ve bağımsız denetçiler; denetledikleri finansal tablo, bilgi ve raporlara ilişkin olarak hazırladıkları bağımsız denetim raporlarının denetim standartlarına aykırı olması ile bu raporlardaki yanlış, eksik ve yanıltıcı bilgi ve kanaatler nedeniyle doğabilecek zararlardan hukuken sorumludurlar.” hükmü,

TTK’nın 554’üncü maddesinde de “Şirketin ve şirketler topluluğunun yılsonu ve konsolide finansal tablolarını, raporlarını, hesaplarını denetleyen denetçi ve özel denetçiler; kanuni görevlerinin yerine getirilmesinde kusurlu hareket ettikleri takdirde, hem şirkete hem de pay sahipleri ile şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarar dolayısıyla sorumludur.” hükmü,

Sermaye Piyasası Kanununun 63’üncü maddesinde de “Bağımsız denetim kuruluşları, görevlerinin kapsamıyla sınırlı olmak üzere, denetledikleri finansal tablo ve raporların mevzuata uygun olarak denetlenmemesi nedeniyle doğabilecek zararlardan raporu imzalayanlarla birlikte sorumludur. Bağımsız denetim kuruluşları ile derecelendirme ve değerleme kuruluşları, faaliyetleri neticesinde düzenledikleri raporlarda yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgiler dolayısıyla neden oldukları zararlardan sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıdaki hükümler çerçevesinde Denetçi tarafından imzalanan bir denetim raporuna istinaden kredi veren bir Banka, bu raporun hatalı çıkması nedeniyle kullandırdığı kredi kapsamındaki zararını Denetçiden talep edebilecektir.

Hukuki ve Cezai Sorumluluk

Sermaye Piyasası Kanununda Mali Sorumluluğun yanı sıra 112 madde de öngörülen “Yanlış veya yanıltıcı bağımsız denetim ve değerleme raporu düzenleyenler ile düzenlenmesini sağlayan ihraççıların sorumlu yönetim kurulu üyeleri veya sorumlu yöneticileri, 5237 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre cezalandırılır.” hükmü uyarınca Denetçilerin Ceza Kanuna ilişkin sorumlulukları da söz konusu olabilmektedir.

Yukarıdaki hüküm kapsamında Denetçinin Sermaye Piyasasında işlem gören bir şirket nezdinde imzaladığı raporun yanlış veya yanıltıcı olması durumunda; Denetçi Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre yargılanabilecektir.

Vergisel Sorumluluk

Bilindiği üzere BDS 250 vergi ve sosyal güvenlik mevzuatı gibi mevzuatları finansal tablolara doğrudan etki eden mevzuatlar olarak değerlendirmektedir.

BDS 250’nin 29’uncu paragrafında ise Mevzuata Aykırılıkların Yetkili Kurumlara bildirim yükümlülüğü ele alınmaktadır. Yetkili Kurumlara yapılacak bildirim Denetçinin sır saklama yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmiyorsa Denetçi söz konusu aykırılığı bildirip bildirmemesi gerekliliğine ilişkin bir muhakemede bulunması gerekecektir.

Konuyu basit bir örnekle ele almak gerekirse, varsayalım ki denetlenen şirket yılsonu karlılığını ayarlamak adına maliyetlerini olduğundan fazla gösterdi ve Denetçi olarak siz durumu tespit ettiniz. Geçerli Finansal Raporlama Çerçevesi kapsamında yapılan düzeltmeler neticesinde maliyeti olması gereken seviyeye çektirttiniz ve rapordaki tutarları olması gereken fiili duruma getirdiniz.

Ancak Şirketin neden olduğu vergi kaybıyla ilgili Vergi Otoritesini bilgilendirdiniz mi?

Muhtemelen hayır.

Sonuç olarak geçmiş dönemlerde ülkemizde Denetçinin mali ve cezai sorumluluklarıyla ilgili yaşanmış örnekler fazlasıyla mevcutken, vergisel sorumluluklarıyla yaşanmış bir örnek henüz mevcut değil. Belki de ilerleyen yıllarda vergi otoritesi kendisine sunulan finansal tablolarla bağımsız denetimden geçmiş finansal tablolar arasındaki farkların vergi kaybına neden olup olmadığını sorgulaması durumunda, vergisel sorumluluklarla ilgili örnekleri de görebiliriz.